• Title: Tol
  • Author: Murat Uyurkulak
  • ISBN: 9789753423724
  • Page: 117
  • Format: Paperback
  • Tol z ld n ve utanc ndan lecek haldesin Ad n ancak d nyan n yar s havaya u arsa temizlenir diye d n yorsun Zaten durmadan bunu planl yorsun Birbirinden nafile intikam planlar yla oyalan yorsun Kafana kur
    z ld n ve utanc ndan lecek haldesin Ad n, ancak d nyan n yar s havaya u arsa temizlenir diye d n yorsun Zaten durmadan bunu planl yorsun Birbirinden nafile intikam planlar yla oyalan yorsun Kafana kur unu s kana kadar da bundan ba ka bir ey yapaca n yok Ge en sene ald n o allahl k K r kkale tutukluk yapmazsa tabii.

    One Reply to “Tol”

    1. Hakkındaki tüm övgüleri hak eden, ağır bir roman bu. En azından yirmi ya da otuz kilogram çekiyor."Devrim vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi," diye açılıyor ve o vakitlerde olan bir dolu şeyi postmodern ve sürreal bir biçimde anlatıyor. O günlerin intikamını bugünlerde, kurgusal olsa da alıyor ve toplumsal hafızamıza ciddi bir çentik atıyor.Çünkü sıkıntı öldürür. Ve ama sıkıntı öldürüyor. Acı ve öfke değil, ama sıkıntı öldürüyor. Çok geçici, [...]

    2. İnsanın kafasına çekiç gibi inen ve edebiyatımızın en güzel açılış cümlelerinden birisine sahip Tol. Her kesimden okura hitap ettiğini düşünmüyorum ama türe ilgi duyanı için paha biçilemez olduğu kesin.

    3. Bu kadar zor okuyup da inatla bitirdiğim çok az kitap var. Karakterler o kadar yer etmedi ki aklımda. Son 20 yılın en iyi Türk romanı seçildiğine göre sıkıntı bende olsa gerek.

    4. Yıllardır bu kitabı sağda solda görüp de -isminden ve kapağından ötürü olsa gerek- onu bir "bilim kurgu" romanı zannedip de okumaya bir türlü yeltenmeyen kendime önemli not:10 yıl olmuş kitap yazıları, yeni okuyorsun. Halbuki bak ne güzelmiş dili, ne çok eğlendin okurken. Kurgusu ne hoş, ne ilginç/heyecanlı/komik/hüzünlü cümleler geçiyor içinde. Ne güzel devrim/aşk/siyaset/gençlik konuşuyorlar. Ne garip/güzel/sahici karakterler varmış içinde. Ne güzelmiş [...]

    5. Ergenlikten çıkamamış bir yazarın travmalarını çalakalem sayfalara zerkettiği bir kitap. Bir nevi ayı şiir akımının nesre tecelli etmiş varyantı. Az gelişmiş ülkenin taze soğanları bu kitabın içinde bolca küfür, şiddet, alkolizm övgüsü, isyan, varoşluk, sapıklık, hırsızlık, vulgar devrimcilik ibareleri geçtiği için kitabı öve öve bitiremiyor. Kitap anlatım biçimiyle tam bir kaos; zaman-mekan ilişkisi iyi kurulamamış, bazı paragraflarda kimin konuşt [...]

    6. "Devrim, vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi."İlk duyduğumdan beri çok sevdiğim bu cümlenin devamını okudum sonunda. Büyük hayaller, büyük hayal kırıklıkları, büyük aşklar, büyük terk edilmeler, ölümler, kavgalar, küfürler Bunların 30 sene önce gerçekten yaşandığına inanmak o kadar zor ki, unutmuşuz hepsini, unutturulmuşlar. Oysa bütün öfkesiyle, hüznüyle, güvensizliğiyle içimizdeler, geçmişten içimize aktarıldılar. O yüzden aynısını yaşayı [...]

    7. Öncelikle tren ve Diyarbakır sözcükleri geçince aklıma tabi ki Zeki Demirkubuz, Masumiyet ve tabi Bekir geliyor. Normalde 2 yıldız vereceğim bir kitaba böylece bir yıldız daha eklemek istiyorum. Nazarımda iyi roman yazarları ikiye ayrılır; Birincisi İhsan Oktay Anar gibi iyi hikaye anlatıcıları; ikincisi Oğuz Atay ve Barış Bıçakçı gibi edebiyat yapanlar. Murat Uyurkulak sanki Tol'de ikisi de olmak isteyip olamamış gibiydi. Hikaye çok karışıktı; kim kimdir; kim n [...]

    8. Halbuki ben tren yolculuklarini cok severdim. "Devrim vaktiyle bir ihtimaldi ve cok guzeldi" gibi vurucu bir girise ardindan da " sokayim devrimine" ile bitmesi zaten ne kadar karmasik bir hikayeyle karsilasacaginizin gostergesi. T, O ve L halinde uc bolumluk kitap. Sonuna kadar birseyler bekledim, oyle cumlelerle giris yapiyor ki bircok bolume "iste geliyor, basliyoruz" diye umutlandim, ama olmadi. Bitmesine bitti, ama ardinda cok birseyler birakmadi. 2002 yilinin en basarili romani olmasi ve b [...]

    9. Gelmeyen devrime dair kurulmuş milyonlarca hayale ağıt misali hüzünlü bir kitap. Bazen romandaki kahramanlarla birlikte siz de sarhoş oluyorsunuz. Bunalımlı bir zihinden geçen dumanlı düşünceler arasında gerçeklikten kopuyorsunuz. Parça parça hüzün, yıkılan devrim düşleri ve gençlik umutları. Biraz da Picasso'nun la guernica'sı gibi siyah beyaz, parça parça ve karamsar bir eserdi.

    10. On sene önce aldığım taşınırken beş ayrı ülkeye üç ayrı kıtaya götürdüğüm kitabı nihayet Türkiye sınırları içinde okudum bitirdim. Niye onca sene bekledim kendim de anlam veremedim kitabı okurken. Ben kitabın dilini beğendim ama karakterler çok karmaşık verilmiş, kitap biterken bile Ada hangisiydi dedirtiyor. Öyle vurucu bir devrim hikayesi anlatmıyor kitaba politik olarak yaklasacaksiniz. İntikam mi bence o da değil. Ama treni sevdirecek kadar, ne çok içtil [...]

    11. İlginç bir kitaptı diye başlayayım söze. Genel olarak hikayenin bütünlük içinde akmamasi anlaşılma güçlüğü yaratmış. Parçaları bir araya getirme sorunu yaşamanız olası. Marquez havası aldım sanki bazi yerlerde Hikayede de bayan bölümler hissediyorsunuz hal böyle olunca. Fakat bu durum yazarın her kitabında böylemidir sorusunu soruyorsunuz kendinize. Ki bir yazarı tek kitabını okuyarak değerlendirmek edebiyata kurşun sıkmaktır. Har'ı da okuyup yazar hakkın [...]

    12. Kitabı bitirdim ama nasıl bitirdim bir sorun. İnat ettim bitireceğim diye. Olay örgüsünü takip etmesi çok zor. Birbirinden kopuk. Bazen ne anlatıyor bu arkadaş diye düşünmedim değil. Ama bazı bölümler, paragraflar, anlatım şekli ve kullandığı kelimeler nedeniyle güzel ve etkileyiciydi. Bu nedenle üç yıldız verdim.

    13. İlk olarak, Uyurkulak'ın, edebiyatın imkânlarını kullanma konusundaki becerisinden memnun kaldım. Anlatıcının, deyim yerindeyse, merceği makro ve mikro arasında sürekli salınım halindeydi. Yani, bir ifadeyi okurken, anlatıcının zihninin en ufak kıvrımlarına dair izlenim edinebiliyorken; diğer bir cümlede, geniş ve dışarıdan bakan bir gözün tasvirleri ile karşılaşılıyordu. Bu da, okuma sürecinde dağılmalara, yorulmalara, tükenmelere ve benzeri deneyimlere ned [...]

    14. Otuzlarında olsa da ergen hissi veren bir karaktere sahip. Kullanılan dil tam bir kaos; zaman, mekan ve karakterler karmakarışık. Devrim, alkol, kardeşlik falan. fazla boş yapmış. Bir tek girişi sevdim. Murat Uyurkulak benlik değilmiş.

    15. Roman boyunca iki (aslında Yusuf’un babası ve hikayedeki birçok karakter bu ikiliye eklenebilir) ana karakter, Yusuf ve Sair ile, Diyarbakır'a bir tren yolculuğuna çıkıyoruz. Onlarla tütün sarıyor, rakı (tuzlu leblebi ile birlikte) içiyor, JB’yi (çikolatayı unutmadan) bir dikişte bitirip bardağın dibinde kalan kısmını sarhoşluktan yere döküyoruz. Tren yolculuğuna paralel, ülkede kapitalizmin, darbelerin, şiddetin yön verdiği yaşamlara tanıklık ediyoruz. Kenard [...]

    16. İyi ki merhume yi evvel den okumuşum yoksa yazarın ilk romanı olan tol ile baslasaydim bana silah zoru ile bile bir daha uyurkulak okutamazlardi. kitaba spoiler vermek gibi olacak ama kulliyen anlatilan şu:"yedim içtim kustum kadınla yattım". Bu cumleleri ülke yararı idealler gözetirmişcesine bi ağizla kaleme almış hemde. Umarım " tol " gercekten yazarın toyluk eseridirde bir daha böyle bi şey çıkarmaz. Umarım bir daha böyle romana dek gelmem.

    17. Devrimden nemalanmayan mı kaldı sanki Tol , nemalanmaktan ziyade benim de söyleyeceklerim var der gibi yazılmış. Söyleyeceklerini okudum , çok beğendim diyemem ama nefret de etmedim . Özellikle, mektuplar kısmı ve trendeki şair ile diğer adamın diyalogları gayet güzeldi, dikkatli okuyunca bazı göndermeler yakalayabildim. Tatlı su solcuları için sindirmesi zor , devrimin saf çilesini anlatan fena da olmayan bir roman

    18. Batı'dan Doğu'ya bir tren yolculuğunu, şiir gibi anlatan travmatik bir roman. Şiirsel dil öyle dikkat çekiyor ki, zaman zaman romanın çözümlenmesinin önüne geçiyor; bu durum bazı okuyucuları zorlayabilir. Seçim yapmak zor; "Yağmurlar" ve "Mektuplar" alt başlıkları pek bir güzel. Okurken fonda, anason kokusu ile birlikte Ahmet Kaya şarkıları eşlik ediyor sanki

    19. 2005 civarı okumuştum ama emin değilim. İyi bir roman ama yazarın TDH'ne yönelik Troçkizan hezeyanları fazla önde. Oyunu da yapıldı, epey başarısızdı.

    20. Ben bir ‘çok satanlar’ okuyucusu değilim. Bununla birlikte bu kitapta yer alan 3 bölümden 2 bölüm beni çok aştı. Uzun tasvirler, cümleler, hayaller ve gerçekler arasında ben koptum ve dağıldım. Bunun dışında etkileyici bir devrim hikayesi, dağılmış hayatlar, hainler, dönekler, hayalperestler hepsi var kitapta. “Bir ihtimal olduğunda, devrim ne kadar da güzel”

    21. Uc bes gotuboklu ayyas devrimci icmeye ara verip devrim yapacaklar. Siz devrim yapsaniz ne olur cahiller? Kendileri de itiraf ediyor cahil olduklarini surekli. Neyse. Sanki Memento'yu yeniden cekmisler, bu sefer olaylarin sirasi azicik daha akla yatkin ama yari cahil yari ayyas bir Fransiz yonetmis gibi. Bilmiyorum belki cok gizli sembolizm vardir, baska seyler vardir da ben kacirdim.

    22. Türk edebiyatının en iyi 100 romanı arasında adını görünce başlamıştım ve daha en baştan anlam verememiştim. Hayatımda bu kadar sonunun nereye varacağını belirsiz, okurken hem sıkılıp hem eğlendiğim hem de devamını merak ettiğim bir kitap daha okumadım. Yazarın dili o kadar acayip ki vazgeçemiyorsunuz. Parça parça okudum, bitirmem aylar sürdü ama kesinlikle gerçekten çok farklıydı.

    23. "Devrim vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi.""Bir ihtimal olduğunda, devrim ne kadar da güzel""Ma ne durisız! Toppal Effe Gabar'dan inmiş Amed'e giriy laaaa"

    24. Okurken zorlandığım bir kitap oldu. 100 . sayfadan sonra ise daha fazla devam etmek istemedim. Farklı farklı konulara geçişi, sürekleyici olmaması da daha fazla devam etmemin önün geçti.

    Leave a Reply

    Your email address will not be published. Required fields are marked *